Fotopsikoloji

Fotoğraf Sanatında, insan birincil faktör olduğuna göre her insani faaliyette olduğu gibi fotoğrafta da insan psikoloji muhakkak büyük rol oynar.Tabi psikolojide benim başlık olarak seçtiğim  fotopsikoloji diye özel  bir alan bulunmamaktadır.Ancak sanat eseri ve sanatçı yüzyıllar boyunca psikolojinin araştırma konusu olmuştur. Özellikle Psikoanalitik çalışmaları başlatan S.Freud (1856-1939), ünlü sanatçıları, onların eserleri üzerinde tartışmalar yaparak inceler. Psikoanalist görüş, izlenim, rüyalar, bilinç, fantazya, imajinasyon, dikkat problemleri üzerinde yoğunlaşır. Duygu ve düşünce, saplantı gibi sorunlarla birlikte sanata eğilen bu akım, sanattaki üslûp sorunundan çok, bilinç altını açıklayan temalarla ilgilenir. Psikoanalist ekole göre, sanat eserinin; istekleri, hayalleri, bastırılmak istenen duyguları, bir başka plânda dile getirdiği düşünülmektedir. Psikolojik verilerin, sanatçı hakkında bilgi verdikleri, sanat eserinin bildirisini açıklamaya yardım ettikleri bir gerçektir.

Bu olaya fotoğraf açısından bakarsak iki türlü psikolojiden söz edebiliriz:

1) Fotoğrafı çekenin psikolojisi

2) Fotoğrafı izleyenin psikolojisi

Fotoğrafı çeken fotoğrafçı isteyerek ya da istemeyerek kendi beğenilerini, görüşünü,sevdiği renkleri, dokuları ,mekanları fotoğrafına aktarır. İnsan gözü çevresindeki olay ve eşyaları algılarken, her zaman fotoğraf makinesi gibi çalışmaz. Çünkü Fotoğraf makinesi, fotoğraf teknikleri ve objektif açısı sayesinde olayları geniş açı ya da daha yakından kaydedebilir.İşte bu durum fotoğrafı çekenin olaya, çevreye,insanlara bakış açısı hakkında fikirler verebilir. Fotoğraf çeken insanları kullandıkları malzemeler açısından değerlendirdiğimizde de psikolojik durumlar ortaya çıkar. Örneğin daha çok sosyalleşmiş,sıcakkanlı insanlar geniş açılı optiklerle insanlara yaklaşarak,olayın içine dahil olarak fotoğraf çekerken, içine kapanık, çekimser yapılı insanlar tele optiklerle insanları ya da olayları uzaktan fotoğraflamayı tercih ederler.

Fotoğrafı izleyenin psikolojisinden bahsederken önce algıda seçicilik kavramını incelemek gerekir. Algıda seçicilik, insanın algı sürecinde etkili olduğu kabul edilmiş psikolojik bir kavramdır. Çevrede bulunan uyarıcılardan, olaylardan ya da nesnelerden bir ya da birkaçına dikkati yöneltmektir. Kişinin daha önce yaşadığı deneyimlerin, önyargıların, rüyaların ve benzer her türlü duygulanımın o anki algılama düzeyinde etkili olduğunu ifade eder.

Algıda seçiciliği etkileyen dış etmenler; uyarıcının şiddeti, aşırı zıtlık, hareketlilik, süreklilik, tekrar, alışılmışın dışındaki uyarıcılar ve tanışıklıktır. İç etmenlerse; beklenti, ilgi, gereksinim ve inançtır. Herhangi bir fotoğrafa bakan iki kişi aynı fotoğrafta farklı ilgi odakları yakalayabilir. Birisi fotoğraftaki parlak alanlarda takılırken, diğeri renkli alanlara takılabilir. Bunun için fotoğrafçı bilinçli olarak fotoğrafta kompozisyonun kontrast,ritm,hareketlilik gibi öğelerinden yararlanarak  izleyiciyi istediği alana yönlendirebilir.Ayrıca fotoğrafın anı dondurması ya da başka bir deyimle akıp giden hayatın içinden çok küçük bir süreyi çekip alması her zaman insanı büyüleyen bir durumdur.Mesela 1/1000 enstantene hızında kaydedilen bir fotoğraf saniyenin binde biri gibi çok kısa bir zaman dilimindeki olayı dondurur.Bu zaman dilimine asla geri dönmek mümkün olmayacaktır.  Bunun içindir ki fotoğraflar özellikle haber fotoğrafları yıllarca çok etkili bir propoganda aracı olarak kullanılmıştır. Çünkü fotoğraf insan zihnini ele geçirebilen en önemli materyaldir.Bunun yanında  fotoğrafı izleyenin psikolojisinde etkili olan bir diğer unsur bakış açısıdır. Örneğin: alt açıdan çekilen kişi veya yapılar daha heybetli durarak izleyeni hakimiyeti altına alırken üst açıdan çekilen fotoğraflarda izleyen konuya kendini hakim hisseder. Bunun içindir ki  Tarihin bir ironisi olarak, Nazilerin idealindeki vücut ölçülerine sahip olmayan, koyu renk saçlı, kısa boylu, tıknaz bir adam olan Hitlerin bu yüzden boy ölçekte çekilmiş çok az fotoğrafı vardı. Onu, fotoğraflarda çoğunlukla alt açıdan gördük.

Fotoğrafın insan psikolojisi ile ilişkisi hakkında sadece ilk anda akla gelen unsurlar bunlar olmakla beraber bu konu uzun bir araştırma gerektiren ve psikolojik tetkiklerle daha bir çok yönü ortaya çıkacak bir konudur.




tarafından yazıldı.

Yorum yok.

Bir cevap bırakın

Mesajınız